Kızartılmış? Bitkisel Yağ?

Yağlar beslenmemizin önemli bir bileşeni. Kan şekerini ani yükseltmedikleri için ayrıca kıymetliler.

Eğer karbonhidratlarla (ekmek, şeker, pasta, börek, hamburger, kola, cips, vb) zaten bol bol kalori alıyorsak, kalori bakımından zengin olmaları bize depolanan yağ olarak geri dönüyor. Bu da olumsuz yönleri...

Yağlar kimyasal özelliklerine göre, çok harika besinler olabilecekleri gibi, aksine çok zararlı da olabilirler. Örneğin zeytinyağı harika bir besindir. Margarinler (bitkisel kaynaklı katı yağlar) tam bir felaket... Bu arada, bir çoğu için yeni, sürpriz bir bilgi bitkisel yağların katı olmayanları da, yani soya yağı, ayçiçek yağı, fındık yağı vs. maalesef toptan zararlı. Uzun süreli kullanımlarında un ve şeker ile yarışacak kadar zararlı...

Ama bir başka önemli tehlike her yağın fiziki ortamlara göre kimyasal olarak şekil değiştirmesi. Çok yararlı olmaktan, çok zararlı olmaya kolayca kayıvermesi... Üstelik lezzetlenerek...  Tüm yağlar, (zaten zararlı olan bitkisel yağların yanı sıra, çok yararlı dediğimiz zeytin yağı bile) yüksek ısıya maruz kaldıklarında, yani kızartma yağı olarak kullanıldıklarında, trans yağ haline dönüşürler. Bildiğiniz gündüz insan, gece kurt... Vampirleşirler... En masum zeytinyağı başta olmak üzere... (Bunun iki istisnası vardır: birisi hayvansal yağlar, diğeri hindistan cevizi yağı)

Zararlı hale dönüşmelerinin dışında başka ne ortak özellikleri vardır derseniz, lezzetleri süper artar. Mis gibi kızarmış tereyağının kokusu bu lezzetin davetiyesidir. Kokuyu aldıysanız, kaçın... Kaçının...

Bu konuda bakış açısınızı genişletecek, belki biraz da tadınızı kaçıracak bir TEDX konuşmasını izlemeye davet ediyorum sizleri... Aslında özeti yukarıda anlattıklarım. Ama gerekçeleriyle birlikte, hoş bir sohbet havasında 16 dakikalık video... Vaktiniz olursa tavsiye ederim.

Yemeyi bırak, beslenmeye bak